27 Mayıs 2008 Salı

Yeniden Merhaba! -uzun bir aradan sonra-

Çok zaman oldu yazmayalı özlemişim, ama yine de yazıp yazmamak konusunda epey düşündüm. Daha doğrusu daha sonra yazarım, evde yazarım, hafta sonu yazarım derken onbeş günü de öylece geçirmişim.

Bu kadar ara vermemin sebebine gelince: Anne oluyorum ve anne olmanın zorluğunu yaşayarak öğrendim. Hem mutluluk ve heyecan duydum, hem de hevesim kursağımda kaldı bir müddet. Uzun bir süre çalışamadım, mide bulantıları, halsizlikler, karaciğer enzimlerinin yükselmesi, kilo kaybı v.s. Neyseki şimdi iyiyim, Allaha sonsuz şükürler olsun.

Bir sürü karmaşa yaşadım, üzüldüm. Anneme ve babama çok minnet duyuyorum.-bazen de kızıyorum tabi!- Her zaman her konuda iyi niyetliliklerini gösteren, Allaha olan sonsuz inançlarının gereği davranan, gerçekten iyi kalpli insanlar onlar.

Bu üç paragraftan sonra yazıyı taslak olarak kaydedip 8 gün daha ara vermişim!!!

Bugün 04.Haziran, saat 15:20. Babam üniversite hastanesinde ve üç tane daralan damarına şu anda stent takılıyor. Dua ediyorum, inşallah herşey yolunda gider. Annem ve Birol eniştem yanında.

Güçlüdür benim babam, moralini bozmaz böyle ufak tefek şeyler için. Yeterki insanlar üzmesin onu, hastalıkmış, paraymış pulmuş takmaz yani. İnşallah 15 Haziran'da 70. yaşgününü kutluycaz. -Sevmez ya böyle şeyleri de ama pek ses çıkarmadı da hani!-

İyi haberler bekliyorum...

4 Şubat 2008 Pazartesi

Hemen Biten Hafta Sonları :(

Yine bir hafta sonu daha geride kaldı. Hiç bişey anlamadan geçti. Yoruldum mu, dinlendim mi farkında değilim. Geçen cumartesi akşamı Selim, ben ve tatlı kardeşim Elif'imle birlikte İzmit Musiki Derneğinin 60. yıl konserine gittik. Çok güzeldi. Eskiden TRT'de yayınlanan Türk Sanat Müziği konserlerini görünce biraz içim daralırdı ama konsere gitmek gerçekten zevkli. Selim bayılır, bizim için de keyifliydi doğrusu. Ünlü besteciler konuk olarak davet ediliyor, zaten koronun şefi Erdinç Çelikkol. Çok sevimli ve kibar biri. Hani şu: Gel gönlümü yerden yere vurma güzel ne olursun... şarkısının bestecisi. 60. yıl konserinin konukları besteci Sadun Aksüt, Mustafa Sağyaşar ve Mithat Özyılmazel'di. Canlı izlemek çok farklı, Tv'de rastlasak çabucak kanal değiştiririz -maalesef- ama konsere gelen gençleri görüncede mutlu oluyorum. 17-18 yaşlarında gençlere mutlaka rastlıyoruz. Mithat Özyılmazel'in şiir okuduğunu da bilmiyordum, okuduğu şiirler helede İlkan San'ın Tarancı'ya cevap olarak yazdığı şiiri çok güzel okudu. Hemen bir kaç dörtlük ekliyorum. Vazgeçtim şiirin tümünü ekliyorum.

Yaş 35 yolun yarısı değil
O senin zamanındaydı Tarancı
Yollarımızı, yaşlarımızı şaşırdık
Ne doğduğu belli güneşin, ne de batışı
Ar damarı çatladı, değişti kalp atışı
Yitirdik neyimiz varsa güzelden yana
Bozuk para gibi harcıyoruz birbirimizi
Doğru olanı terk ettik, yanlışa saptık
Kardeşkanına buladık elimizi
Kimse kurtaramaz Tarancı, kimse bizi
Zamansız yağıyor şakaklara kar
Mor halkalar koyu, çizgiler derin
İçimizde özlemi güzel günlerin
Sana dost olan aynalar bize yabancı
Genç ile ihtiyar farksız şimdi Tarancı
Gökyüzündeki renkler daha başkalaştı
Sular daha çabuk boğmakta insanları
Ateş daha da çok yakıyor benliğimizi
Dert üstüne dert, acı üstüne acı
Kıyamet kopacak, kopmalıdır da Tarancı
Mevsimler değişti bir bir
Ne kışın kış olduğu belli, ne yazın yaz
Cenazeler, tarumar olmuş bahçeler
O kadar çoğaldı ki Tarancı
Üzüntüler bir anlık gözyaşları yalancı
Senin dediğin taht misali o musalla taşına
Konmaya değmez oldu insanlar
İstemez bundan böyle bu toprak bizi
Elimiz harama, dilimiz yalana alıştı
İnsanlıktan ırak kıldık kendimizi
Kimse kurtaramaz Tarancı, kimse bizi

İLKAN SAN, ne güzel yazmış değil mi?

20 Ocak 2008 Pazar

MERCİMEK ÇORBASI

Uzun zamandır yazamadım, özlemişim. Yeni yıla çok çalışarak başladım, Cumartesileri de dahil. Olsun sağlık olsun ama fena halde de başım ağrıyor şu aralar:( Selim'in geçen Pazar günü beni İstanbul'a, İstinye Park'a götürme sözü de güme gitti. Çünkü o da soğuk algınlığı yüzünden bütün bir Pazar yattı. Ben de temizlik yaptım. Ortalığın tozunu alıp, lavaboları ovdum, nevresimleri değiştirip, bol bol çamaşır yıkadım. Ve pilav yapıp, ev ekmeği yoğurdum. Aferin bana!
Bu ara mutfakla fazla ilgilenmiyorum, hem yoğunluktan hem de Gülsen anne bizimle ve yemek yapma işini ona devretmiş bulunmaktayım. Ama yine de bir kaç bir şey pişirdim tabiki. Çorba, kek, poğaça, bulgur pilavı, omlet, menemen, ev ekmeği gibi. Cumartesi sabahı işe gitmeden önce yaptığım mercimek çorbasının tarifini yazmak istedim. Mercimek çorbasını bilmeyen yoktur heralde ama olsun ben yine de yazmak istedim. Kış çorbası deyince de benim yapabildiğim en iyi çorba sanırım bu çorba. İçine ne bulursam atabiliyorum:) Yani tahılları ve sebzeleri bir arada kullanmak hoşuma gidiyor. Sus Ayşegül tarife geç artık! Tamam yazıyooruumm!

Malzemeler:
  • 1 su bardağı kırmızı mercimek
  • 1/2 çay bardağı yeşil mercimek
  • 1/2 çay bardağı bulgur
  • 2 orta boy soğan
  • 1 orta boy patates
  • 1 orta boy havuç
  • 1 orta boy kereviz (varsa küçük bir demet brokoli ve karnabahar da olabilir)
  • 1 tane biber (kırmızı, yeşil hiç fark etmez)
  • 2 diş sarımsak
  • Bir tutam maydanoz, saplarıyla birlikte
  • 1 yemek kaşığı tereyağı, 1 yemek kaşığı zeytin yağı, 1 yemek kaşığı ayçiçekyağı (yağları karışık kullanmayı seviyorum)
  • Varsa 3-4 yemek kaşığı ev yapımı domates sosu + birer tatlı kaşığı domates ve biber salçası
  • 1 +1/2 veya 2 lt. kaynamış su (varsa 1/2 lt. kemik suyu, kemik suyu kullanınca tereyağına gerek yok bence)
  • Yeteri kadar tuz ve nane.

Yapılışı:

  • Önce mercimek ve bulguru ayıklayıp, yıkayın.
  • Soğanları ve kullanacağınız diğer sebzeleri temizleyip soyun ve iri iri doğrayın.
  • Tencereye yağları koyup soğanları şeffaflaşıncaya kadar kavurun, ardından salçanızı ve domates sosunuzu ilave edip biraz daha kavurun.
  • Sarımsakları, biberi, patates, havuç, kereviz ve maydanozları da ilave edip biraz kavurun.
  • Daha sonra mercimek ve bulguru ilave edip, suyunu ekleyin ve karıştırıp kaynamaya bırakın.
  • Kısık ateşte ara sıra karıştırarak, içindeki herşey iyice pişip yumuşayıncaya kadar (30-45 dk) kaynamaya bırakın.
  • İstediğiniz kıvama gelince blenderdan geçirip, üzerine nane serpin. Ve biraz da karabiber.

Not 1 : Ben düdüklü tencerede pişiriyorum ve sadece kaynamaya başladıktan sonra 6-7 dk. daha pişirmek yeterli oluyor. Bu sürede tümü çok iyi şekilde pişmiş oluyor. Tabi tencereler farklı olacağından süre de değişebilir.

Not 2 : Çorbayı düdüklü tencerede yapmıyorsanız kıvamını ayarlamak için ilave su gerekebilir.

Not 3 : Yapımı kolay ve çabucacık olan bir çorba tabiki bol vitaminli.

Herkese selam ve afiyetle...


29 Aralık 2007 Cumartesi

İYİ SENELER !

Sağlık, mutluluk ve huzurla gelsin yeni yıl. Dünyamız için, ülkemiz için, ailemiz için, çocuklar için, ağaçlar için, mevsimler için...
Yani herkes ve herşey için güzellikler getirsin 2008 ve sonraki seneler.



NOT: Resim www.crebro.net/2006/12 'den.

Meltem'in kendi çizimiymiş. Çok beğendim ekledim. Umarım kızmaz :( Kızmaz zaten resmi bizler için yapmış :)

19 Aralık 2007 Çarşamba

MUTLU BAYRAMLAR !


herkese ama herkese mutlu bayramlar dilerim...

sevgilerimle...

15 Aralık 2007 Cumartesi

SOBELENDİM :):):)

Sevgili Mavimantar geçen hafta beni sobelemişti, ama yoğun bir haftaydı ve yazmaya fırsatım olmadı ne yazık ki, bu gecikmeden ötürü Mavimantar sizden özür diliyorum. Hem galiba biraz da heyecanlandım:) Kendini anlatmak zordur ya. Şimdi düşünüyorum da hep blog okurdum, sobelenenler, mimlenenler hep dikkatimi çekerdi. Benim de başıma geleceğini hiç düşünmemiştim bile. Ama iyi ki blog yapmışım, bu sayede çok ''şeker'' ve ''bilgili'' insanlarla yazışma fırsatım oluyor.

Sobelenenler haklarında ki 7 gerçeği yazacaklarmış, başlayalım öyleyse.

1- 03.Eylül'de doğmuşum. Ayrıntılara dikkat ederim, hemen hemen her konuda. Sevgi ve saygıya çok inanırım.

2-Ben aslında utangaç bir insanımdır, kolay kolay herkesle samimi olamam. Dışardan bakıldığında soğuk dururum, ama öyle değilimdir. Bakın! :):):):)

3-Dürüstlük, samimiyet, tevazu, kalite benim için çok önemlidir. Ne yazık ki bu değerlerle nadiren karşılaşıyorum ve üzülüyorum.

4- 1 yıl, 4 aydır evliyim. Evlilik güzelmiş, tabiki doğru insanla!

5- Evde vakit geçirmeyi, daha doğrusu mutfakta olmayı severim. Tabiki alışveriş yapmayı da . (Selim duymasın!)

6- Çok okuyanlara, spor yapanlara ve seyahat edenlere hep imrenirim. Ama nedense ben pek yapmıyorum ve bu yönlerimi hiç sevmiyorum. Bir de bazen hat safhalara ulaşan kararsızlığımı, bir de... bir de ...

7- En sevdiğim yönümse hiç kimseyi kıskanmamam. İyi olan herkesi ve herşeyi takdir ederim.

Ben de İpek' i, Beyza' yı ve Selin' i sobeliyorum. Herkese sevgiler...

4 Aralık 2007 Salı

Balkabağı Çorbası

Bal Kabağı mı? Balkabağı mı? diye biraz teredüt ettim ve öğrendim ki doğrusu ''Balkabağı'' imiş. Yani anlam kayması yoluyla oluşan ad bileşiği olduğu için bileşik yazılırmış. Örneğin: Kuşüzümü, kafatası gibi. (Sadece kendime biraz dil bilgisi dersi vermek istedim zira bu konuda hatalarım olduğunu düşünüyorum)

Balkabağı Kasım ve Aralık aylarında bolca tüketilebilecek bir sebze ve oldukçada faydalı. Neler mi yapılabilir? Tatlısı, çorbası, pastası ve hatta annemin de yaptığı gibi etli-acılı yemeği. (Annem çok sıklıkla yapmaz bu yemeği ama çocukken de severek yerdim. Canım annem benim!)

Balkabağı harika bir lif ve beta-karoten kaynağı yani antioksidan yani bir çok kanser çeşidini ve kalp krizini önlemeye yardımcı ve ayrıca enfeksiyonlara karşı vucudun direncini de artıran kocaman, sevimli, turuncu bir besin kaynağı. Hem ucuz, hemde bol.

Tatlısını ve yemeğini severim ama çorbasını ilk kez yaptım ve onu da sevdim. Biraz internette araştırdım biraz da kendimden birşeyler ekledim ve sonuç bence gayet güzel oldu. Kıvamlı ve lezzetli.

Malzemeler :

  • 1/2 kg balkabağı (kabuksuz, temizlenmiş)
  • 1 orta boy soğan
  • 1 orat boy havuç
  • 1 orta boy patates
  • 1 kırmızı biber + 1 yeşil biber
  • 1 diş sarımsak
  • 1 dolu yemek kaşığı tereyağı veya 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 çay bardağı süt + 5-6 su bardağı kaynamış su
  • tuz + karabiber + muskat + dereotu (ölçü vermiyorum, kendi damak zevkinize göre ayarlayın)

Yapılışı :

  • Önce kabaklarınızı, patates, havuç, soğan ve biberlerinizi temizleyip doğrayın.
  • Tencerenize yağınızı koyup eritin, soğanları ekleyip şeffaflaşıncaya kadar kavurun.
  • Ardından havuç, sarımsak ve biberlerinizi ilave edip biraz daha kavurun. Daha sonra kabak ve patatesi de ekleyerek kavurmaya devam edin. Bu aşamada tuzu da ilave edin ki sebzeler lezzetlensin.
  • Sebzeler hafif yumuşayıp sularını salınca sıcak suyu ve sütü ilave edip, kabaklar iyice yumuşayıncaya kadar arada karıştırarak kaynamaya bırakın.
  • Kaynayınca çorbanızın altını kapatıp, blenderdan geçirin. Pürüzsüzleşen çorbanıza karabiber ilave edip -eğer çok koyu kıvamdaysa biraz daha sıcak su ilavesiyle- kısık ateşte biraz daha kaynatın.
  • En son muskatı rendeleyip, ince kıyılmış dere otunu da ekleyin ve karıştırın.

Sonrada afiyetle için, sağlıklı günler dilerim.

Not 1 : Bu çorbadan çok çok muhteşem bir tad beklenmemeli, ama gayet lezzetli, sağlıklı ve de yapması pratik.

Not 2 : Eğer kemik suyu kullanıyorsanız çorbanız iki kat daha lezzetli ve sağlıklı olur. Geçen gün kasaptan kuzu kemiği aldım, kaynatıp suyuna da şehriye çorbası yaptım. Immm, ımmm!